Emrolundugun gibi dosdogru ol. | IslamGulleri.Gen.TR ~ IslamGulleri.OrG
Başlığı Görüntüle
islamGulleri.Gen.TR || islamGulleri.OrG Islami Web Site | Islami Sohbet | ஐ Aktif Günlük ve Haftalık konular ஐ Memleketinizi Tanıtın
Karaman 70
Kullanıcı Adı
Parola
Kayıt Forum Kuralları S.S.S. Üye Listesi BugÜnkÜ Mesajlar Arama

Başlığı Yazdır

07-02-2009 08:28 ÖÖ
Burada Olan Üyeler: 1 ziyaretçi
Karaman 70 | Düzenleyen Muhtazaf 07-02-2009 08:29 ÖÖ
Kullanıcı Avatarı

Muhtazaf
IslamGulleri Üye


Mesaj Sayısı: 152
Katılım Tarihi: 06.12.08
Konum: YA ALLAH
Yaş : 52
İletisi: İleti yazılmamış
Teşekkür edenler:
x 19

Teşekkür ettikleri:
x 84

Ruh Hali/Durumu:
Seçilmemiş



Uyarı seviyesi 0



KARAMAN'IN KISA TARİHÇESİ
Karaman kentinin ilk kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber yapılan arkeolojik kazılar neticesinde, önemli bir yerleşim bölgesi, ticaret ve kültür merkezi olduğuna dair belgeler bulunmuştur. Karaman ve çevresinin M.Ö.8000 yıllarında yerleşik iskana sahip olduğu ortaya konulmuştur. İl, Hititler zamanında bir askeri ve ticaret merkezi olmuş daha sonra Firigya ve Lidya'lıların egemenliğine geçmiş, M.Ö.322 de Yunan Kralı Perdikkos ve Filippos'un işgaline ve talanına uğramıştır. Karamanoğulları Anadolu Selçuklu Devletinin zayıflamasından ve yıkılmasından sonra bağımsızlıklarını ilan edip Karamanoğlu Devletini kurmuşlardır. Karamanoğulları OĞUZ'ların SALUR boyuna mensuptur. 24.Oğuz boyu şunlardır.
1.Kayı 2.Bayat 3.Alkaevli 4.Karaevli 5.Yazır 6.Döğer 7.Dondurga 8.Yaparlı 9.Avşar 10.Kızık 11.Beğdili 12.Karkın 13.Bayındır 14.Biçene 15.Çavuldur 16.Çepni 17.Salur l8.Eymür l9.Alayuntlu 20.Üreğir 21.Iğdiz 22.Büğdüz 23.Yuva 24.Kınık. Bu 24 boy 6 ata da birleşir. 1.Günhan 2.Ayhan 3.Yıldızhan 4.Gökhan 5.Dağhan 6.Denizhan. Şehir Klasik dönemlerde LARENDE olarak bilinir. 1256'da Karamanoğulları devletinin başkenti olan Larende, Cumhuriyetin ilanından sonra Konya iline bağlı olarak KARAMAN adını almıştır. Karamanoğlu Mehmet bey Konya civarında Moğollarla yaptığı savaşı kazanarak Konya'yı moğol işgalinden kurtarmış ve Karamanoğlu Devletinin başkenti yapmıştır. O tarihlerde Anadolu Selçuklularının resmi dili Arapça, edebiyat dili Farsça idi. Yönetenlerle yönetilenler arasında dil konusunda büyük farklılıklar meydana gelmişti. Dil farkı büyük reaksiyonlar doğurdu. Hacı Bektaş Veli, Tapduk Emre, Yunus Emre, Aşık Paşa, Sarı Saltuk ve Karamanoğlu Mehmet Bey başta olmak üzere daha birçok kültür tarihinin büyük simaları Türk kültür ve medeniyetinin tahrip edilmekte ve yok edilmekte olduğunu görerek, siyasi ve kültürel taarruza geçmişlerdir. Karamanoğlu Mehmet Bey Türk Milliyetçilik tarihine altın harflerle yazılması gereken 13 Mayıs 1277 yılında yayınladığı bir fermanla Türkçe'nin zaferini sağlamıştır. Bu fermanla "Bu günden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk dilinden başka dil kullanmaya" diyerek Türkçe'den başka konuşulan ve yazılan dilleri yasaklamıştır. Bugün Karaman halkının civar yerleşim bölgelerine nazaran daha düzgün bir lisan kullanmasını bu fermanda aramak lazımdır. Karamanoğulları devletinin sınırları, en güçlü olduğu zamanlarda, Karaman, Konya, Sivas, Kayseri, Niğde, Adana, Antakya, Silifke, Anamur, Mut, Gülnar, Alanya, Gazipaşa, Antalya, Isparta, Beyşehir'e kadar uzanıyordu. Karamanlılar kuvvetli düşmanlarının karşısında sarp yerlere bilhassa Toros dağlarına çekilerek korunurlar ve tehlike geçince tekrar İçel ve Larende (Karaman) tarafına geçerlerdi. Geçitler vasıtasıyla Konya'ya ulaşan ticaret kervan yollarını kontrol eden Karamanlılar, Ceneviz, Kıbrıs ve Malta tacirlerinden aldıkları vergiler ile mühim bir gelir temin ediyorlardı. Lamos, Silifke, Anamur, Manavgat gibi kendilerine ait limanlardan tahsil ettikleri gümrük resmi önemli gelirlerdendi. Karamanoğullarının Alaaddin Bey'den itibaren hedeflerinin gümüş sikkeleri görülmektedir. Hıristiyan alemi tarafından kutsal sayılan ve antik şehir olarak bilinen DERBE kenti Avrupalı hıristiyan turistlerin dikkat ve ilgisini çekiyor. (Derbe Karaman'a bağlı Aşıran köyü yakınlarında yer alır) Hıristiyanların Hz. İsa Peygamber'den sonra kendilerine dini lider olarak bildikleri MICHAEL Derbe'de yatmaktadır. Burayı ve MICHAEL'in kabrini ziyaret edenler Hıristiyan inancına göre kendilerinin hacı oldukları edinilen bilgiler arasındadır. Karaman 15 Haziran 1989 tarihinde Türkiye'nin 70. Vilayeti olmuştur.
 
çevrimdışı yukari asagi
07-02-2009 08:40 ÖÖ RE: Karaman 70 | Düzenleyen Muhtazaf 07-02-2009 08:41 ÖÖ
Kullanıcı Avatarı

Muhtazaf
IslamGulleri Üye


Mesaj Sayısı: 152
Katılım Tarihi: 06.12.08
Konum: YA ALLAH
Yaş : 52
İletisi: İleti yazılmamış
Teşekkür edenler:
x 19

Teşekkür ettikleri:
x 84

Ruh Hali/Durumu:
Seçilmemiş



Uyarı seviyesi 0
KONUT
İlimizde 2000 Yılı Nüfus Sayımında, oturulan konutun mülkiyet durumu araştırılmış ve 41.190 ev sahibi, 12.832 kiracı, 796 lojmanda oturan, 2.714 ev sahibi olmayan ama kira ödemeyen olarak tespit edilmiştir.
Sanayi alanında hızlı gelişme beraberinde diğer İllerden ve İlimize bağlı kasaba ve köylerimizden il merkezine göçü de başlatmıştır. Bu nedenle, konut sıkıntısı çekilmekte üretilen konut yeterli gelmemektedir. 2005 yılı sonu itibariyle il ve ilçelerimizde toplam 71 konut yapı kooperatifi faaliyettedir. Ayrıca Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca 2005 yılında ilimiz Merkez ve Ayrancı ilçelerinde Toplu Konut yapım çalışmalar devam etmektedir.
SOSYAL YAPI
Karamanda tarıma dayalı sanayi sektöründe ihracata dönük üretimi hedefleyen yatırımların 90’lı yılların başlarından itibaren hız kazanması ile birlikte, istihdamda da önemli gelişmeler kaydedilmeye başlamıştır. Tarıma dayalı sanayi sektörüyle bağlantılı olan sektörlerdeki istihdam artışı da işsizliğin hafifletilmesi sürecine önemli katkılar sağlamıştır.
Karaman ilinde ziraat, avcılık ve ormancılık en fazla istihdam yüzdesine sahip iktisadi faaliyet kolu olarak ön plana çıkmaktadır. 243.210 kişi olan nüfusumuzun; 120.957’sini erkek, 122.253’ünü kadın oluşturmaktadır. Doğurganlık-düşük yapma oranında ve bebek ölümlerinde hızlı bir düşüş görülmektedir. İlimizde görme, işitme veya konuşma özürlü; 2.135’i Kız, 3.189’u Erkek olmak üzere toplam 5.324 kişi mevcuttur. Karaman ilinde 12 yaş ve üzeri yaştaki faal nüfus 184.078 kişi olup, toplam il nüfusunun(243.210) % 75.68’ini meydana getirmektedir. Bu nüfusun %52.65’ini (96.922 kişi) istihdam, %3.63’ünü (6.694 kişi) işsiz, %43.72’sini de işgücünde olmayan (80.462 kişi) nüfus oluşturmaktadır.
Karaman nüfusu içinde bu ilde doğanların oranı son 10 yılda azalma göstermiştir. 1990 yılında Karaman nüfusunun %88.7’si bu ilde doğmuş kişilerden meydana gelirken, söz konusu oran 2000 yılında %85.1’e gerilemiştir. Bu tespit de göçün yorumlanmasında kullanılan göstergelerden biri olup, Karaman İlinin son 10 yılda göç aldığını ortaya koymaktadır. 2000 yılı itibariyle, Karaman ilinde okuma yazma oranı % 98 olup, bu nüfus içinde bir öğrenim kurumundan mezun olan 144.460 kişi olup, bu nüfusun % 67.29’unu ilkokul, % 11.45’ini lise, % 7.98’ini ortaokul ve % 5.25’ini yükseköğretim mezunları meydana getirmektedir. Karaman ilinde yüksek öğrenimin başlangıcını; 1987 yılında Konya Selçuk Üniversitesine bağlı olarak Karaman Meslek Yüksek Okulunun eğitim ve öğretime başlaması oluşturur.
NÜFUS
Karaman’da kilemotrekareye düşen kişi sayısı, 1990 yılında 24 kişiyken, 2000 yılında 27 kişiye yükselmiştir. 1990-2000 yılları arasında Türkiye’nin nüfusu yaklaşık 1.2 kat artış göstermiştir. Aynı dönemde, Karaman ilinin nüfusu 1.1 kat artış göstererek, 2000 yılında 243.210’a yükselmiştir. 1990-2000 döneminde Karaman ilinin yıllık nüfus artış hızı o/oo11.2’dir. 1990 yılında Karaman ili ülke nüfusu içinde %0.39’luk bir paya sahip iken, 2000 yılında yaklaşık %0.36’lık bir paya sahiptir. 1990-2000 döneminde Karaman ilinin yıllık nüfus artış hızı ülke ortalamasından daha düşük olarak gerçekleşmiştir.
1990-2000 döneminde şehir nüfusu yıllık o/oo27.7’lik bir artış hızı ile büyürken, köy nüfusu yıllık o/oo7.6’ya düşmüştür. Bu dönemde şehir ve köy nüfusundaki bu artış ve azalışlara bağlı olarak şehirde yaşayan nüfusun oranı artmış, köyde yaşayan nüfus oranı azalmıştır. Karaman nüfusunun (2000 yılı) % 57.5’iu şehirde yaşamaktadır. İl nüfusunun yapısında etnik farklılık görülmemektedir. 2000 Yılı Nüfus Tespiti'ne göre merkez ilçe nüfusu 105.384, ilin toplam nüfusu ise 243.210 olarak belirlenmiştir.
İllerin nüfus büyüklükleri dikkate alındığında Karaman, toplam nüfus bakımından (2000 Nüfus Tespiti'ne göre) 81 il içinde 68'nci sırada, merkez ilçe nüfusu olarak da 42'nci sırada yer almaktadır.
EĞİTİM
İlimiz tarihte, eğitim ve kültür alanında önemli bir merkez olmuş ve bu konumunu sürdürme çabasındadır. İlde eğitimin istenilen düzeye ulaştırılması için her türlü kaynak seferber edilmiştir. İlde okur-yazar oranı % 90,16'dır. İlimizdeki ilköğretim ve ortaöğretim okullarında toplam 47.915 öğrenci ve 2.393 öğretmen bulunmaktadır. Öğretim kademelerine göre okullarımızın durumu şöyledir
Okul Öncesi
İl merkezinde 3 bağımsız ana okulu, 279 öğrenci ve 12 öğretmenle eğitim öğretim yapmaktadır. İlimiz genelinde toplam 156 okulda 221 anasınıfı açılmıştır, bu sınıflarımızda 4.398 öğrenciye, 86 öğretmen, 143 usta öğretici ile eğitim verilmektedir. İlimiz merkezinde 1 bağımsız anaokuluna ihtiyaç vardır.
İlköğretim
İlimiz genelinde 97 birleştirilmiş sınıflı ilköğretim okulu, 69'u müstakil sınıflı ilköğretim okulu, 2'si pansiyonlu ilköğretim okulu, 1 yatılı bölge okulu ve 4 özel ilköğretim okulu olmak üzere, toplam 173 okulda, 1.551 öğretmen ile 34.516 öğrenci, 1.357 derslikte eğitim öğretim yapmaktadır. Bu okullarımızdan 159 okulumuz normal, 14 okulumuz ikili eğitim yapmaktadır. İlimiz merkezindeki 9 ilköğretim okulunda (B. Sıtkı Erdoğan, Bifa, Cumhuriyet, G. Mustafa Kemal , İsmet İnönü, İstiklal, K.Oğlu Mehmet Bey, Yem Sanayi ve Yılmaz Babaoğlu) ikili eğitim yapılmakta olup, bu okullarımızın normal eğitme geçebilmesi için 84 dersliğe ihtiyaç bulunmaktadır. İlimiz genelinde 126 okulumuzdaki 2.643 öğrenci merkez okullarına taşınmaktadır. İlimiz genelindeki ilköğretim okullarımızda (Köyde) 117 lojman bulunmaktadır.
Ortaöğretim
İlimiz genelinde; 19 genel lisede 222 derslik, 240 şube, 6.028 öğrenci 383 öğretmen ile eğitim öğretim, 13 meslek teknik lisesinde (Anadolu Öğretmen Lisesi dahil) 142 derslik, 142 şube, 2.859 öğrenci, 311 öğretmen ile eğitim öğretim, 2 özel lisede 19 derslik, 5 şube, 114 öğrenci 18 öğretmen ile eğitim öğretim yapılmaktadır.
İlimiz merkezindeki 1 genel lisede (Karaman Lisesi) ikili eğitim öğretim yapıldığından, normal eğitime geçmesi için, (Her sınıfa 30 öğrenci baz alındığında) 36 dersliğe ihtiyaç vardır.
Yaygın Eğitim
İlimizdeki 6 Halk Eğitim Merkezinde 39 öğretmen ile 118'i meslek, 245 sosyal ve kültürel, 10 okuma yazma kursu olmak üzere 373 kurs açılmıştır. Bu kurslara 3.058'i meslek , 5.353'ü sosyal ve kültürel, 126'sı okuma-yazma kursu olmak üzere, toplam 8.537 kursiyer katılmış ve 8.073 kursiyer sertifika almıştır.
Mesleki Eğitim Merkezinde 61 öğretmen ve 4 usta öğretici ile 871 çırak, 1.190 kalfa kayıtlı öğrenci bulunmaktadır. 2004-2005 öğretim yılında 242 kalfalık, 229 ustalık, 114 usta öğreticilik, 17 iş yeri açma belgesi düzenlenmiştir.
Özel Öğretim
İlimiz genelinde 4 ilköğretim okulu, 2 ortaöğretim okulu, 4 motorlu taşıt sürücüleri kursu, 9 özel dershane, 5 muhtelif kurs mevcut olup toplam 24 özel öğretim kurumu hizmet vermektedir.
Özel Eğitim
2001-2002 eğitim öğretim yılında açılan eğitim uygulama ve iş eğitim merkezinde 26 öğretmen, 38 zihinsel engelli öğrenciye eğitim verilmektedir. İl genelinde 8 ilköğretim okulunda 11 özel alt sınıflarında 92 öğrenciye eğitim verilmektedir.
Yükseköğretim
İlimiz Selçuk Üniversitesine bağlı olarak 1 fakülte (Karaman İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi), 2 yüksek okul (Karaman Sağlık Yüksek Okulu ve Karaman Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu), 3 meslek yüksek okulu (Karaman Meslek Yüksek okulu, Ermenek Meslek Yüksek okulu ve Kazımkarabekir Meslek Yüksek okulu) bulunmaktadır. İlimizde bulunan 1 fakülte ve 5 yüksekokulda 100 akademik personel, 66 idari personel görev yapmaktadır. 4.905 öğrenci öğrenim görmektedir. Bütün Karamanlıların ortak arzusu, bu fakülte ve yüksekokulların ilde kurulacak bir üniversite (Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi) çatısı altında toplanmasıdır.
KÜLTÜR
Karaman, kültürel varlıkları bakımından zengin bir ildir. İlde 2'si çocuk kütüphanesi olmak üzere 18 kütüphane bulunmaktadır. İl Halk Kütüphanesi bünyesinde ayrıca 1 adet gezici kütüphane aracı vardır. İl merkezinde eski eserlerin sergilendiği müze binası mevcuttur. İl sınırları içinde 60 tescilli sit alanı bulunmaktadır. Mimari zenginlikler; 3 adet askeri yapı, 167 adet dinsel kültürel yapı, 1 adet idari yapı, 61 adet sivil mimari örneği (Konut), 9 adet doğal anıt olmak üzere 241 adet tescilli yapı bulunmaktadır.
Önemli mimari eserler arasında, Mader-i Mevlana Türbesi, İbrahim Bey İmareti ve Camii, Hatuniye Medresesi ve Karaman Kalesi sayılabilir.
İlimizde her yıl;
26 Ocak'ta "Kazımkarabekir Paşa'yı Anma Törenleri", 12-13 Mayıs tarihlerinde "Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre'yi Anma Törenleri", Eylül ayı sonunda, "Elma Teşvik Yarışması", Aralık ayında, "Mevlana'yı Anma Törenleri" yapılmaktadır.
İlçelerimizden, Ayrancı'da "Hıdırellez Şenlikleri", Sarıveliler'de "Bal Festivali", Dumlugöze Köyünde “Kardelen Festivali”, Başyayla'da "Kiraz Festivali", Ermenek'te "Sıla Haftası", Göktepe Kasabası'nda "Büğlü Baba Sultan ve Ceviz Festivali" yapılmaktadır.
İlimizde 2 adet günlük, 2 adet haftalık gazete çıkmaktadır. Günlük ve haftalık gazetelerin yaklaşık baskı sayıları şöyledir:
Karaman Uyanış Gazetesi : 600 adet
Karamanın Sesi Gazetesi : 600 adet
Yeşil Ermenek Gazetesi (Haftalık) : 600 adet
Ferman Gazetesi (Haftalık) : 600 adet
COĞRAFİ KONUMU
Karaman 37.11 kuzey enlemleri, 33.15 doğu boylamları arasında İç Anadolu bölgesinin güneyinde yer alır. Kuzeyinde Konya, güneyinde Mersin doğusunda Ereğli, güneydoğusunda Silifke, batısında Antalya yer alır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1033 metredir. Yüzölçümü 9590 km2’dir. Merkez il nüfusu 106 bindir.
Toplam nüfus ise 220 bindir. Yüzölçümü bakımından Türkiye genelinde 34. Merkez ilçe nüfusu bakımından 27 ilden büyüktür. İklimi yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. Son yılların yağış ortalaması 350 mm’dir. Karaman genelde ova görünümündedir. Ova merkez ilçenin kuzeyindedir. Ovanın yüzölçümü 1400 km2’dir. Ovanın doğu ve güney bölümü alüvyonlu toprakla batı ve kuzey batı bölümü kolüvyol toprakla kaplıdır. Son yıllarda yapılan gölet ve sulama kanalları ile tarıma daha bir canlılık gelmiştir. Ovada kuru tarım yapılan bölümlerde tahıl türleri, sulu tarım yapılan bölümlerde ise sanayi bitkileri yetiştirilir. Anadolu’da medeniyetin gelişim safhalarında Karaman bulunduğu yer itibarıyla önemli bir tarım ve hayvancılık merkezi geçit yeri olmuştur. Hititler bütün komşularıyla münasebetlerinde Konya-Karaman yolunu takip etmişler. İranlılar ise Yunanistan’a olan seferlerinde ve İskender seferinde Karaman ovasından geçerek Suriye’ye ulaşmışlardır. Seferlerin buradan yapılmış olmasının sebebi Karaman’da bu devirde münbit bir arazi ve gelişmiş bir tarım hayatının bulunmasıdır.
DAĞLAR VE OVALAR
Karaman il sınırları içeresinde bulunan arazinin üçte ikisi dağlıktır. İlin en yüksek dağı, Sarıveliler ilçesinde bulunan, Orta Toroslardaki Yunt Dağı'dır ve yüksekliği 3227 metredir. Ayrıca, il merkezinin 20 Km. kuzeyinde bulunan Karadağ, 2271 metre yüksekliğindedir. Sönmüş bir volkanik dağdır. İl merkezi ovada kurulmuştur. Hemen güneyinde Torosların uzantıları yeralır. Mut yönünden Akdenize, merkez Toroslar üzerinde, önemli bir geçit olan Sertavul Beli (Geçidi), İç Anadolu'yu Akdeniz'e bağlayan önemli geçitlerden biridir. Daha güneyde ve görkemli Orta Toroslar'm üzerinde, Ermenek, Başyayla ve Sarıveliler ilçeleri yeralmaktadır. Bu bölgede yer alan Göksu Nehri'nin iki ana kolu, Orta Toroslarla birleşerek, dik ve derin uçurumlu Taşeli (Klikya) platosunu oluşturmaktadır. Kazımkarabekir ilçesinden güneye inildiğinde, yine Toroslara ulaşılır. Buranın en yüksek dağı Hacıbaba Dağı ile, doğusunda yeralan Musa, Yülek ve Çavdarlı tepeleri, daha güneyde, Toroslara dahil Geyik ve Bolkar Dağları'na ulaşılır. Ayrancı ilçesini kuşatan dağlar; Bolkar, Bozoğlan, Musa, Meke ve Çakırdağ silsileleridir. Toroslara dahil bu dağların arasındaki "Tarihi Mara Yolu" ndan İçel iline ulaşma olanağı mevcuttur. Karaman etrafında bulunan dağların ve Karadağ çevresinde, ovada yeralan iç denizin kıyı kesimlerinde, falezlere rastlanmaktadır. Bu falezlerin (Taraça, Seki) diklikleri l ile 10 m. Arasında değişmektedir. 900-995-1010 m. yükseltilerde yeralmaktadırlar. Jeolojik devirlerde bu falezler, Karaman-Konya-Ereğli havzasındaki iç denizin seviye değişmelerine bağlı olarak meydana gelmiştir. Bu havzada yeralan Karadağ, andezit ve dazit intifalarından meydana gelmiş; intifalar, bazaltik lavların çıkışı ile son şeklini almıştır. Karadağ, esas itibariyle büyük bir koni görünümündeyse de, aslında üç koninin birbirleri ile kaynaşmasından meydana gelmiştir. Bu üç koni, Karadağ'ın en yüksek noktası Mihaliç Tepe (2271 m.); bunun kuzeyindeki, Baştepe ve doğusundaki Kızıltepe konileridir. Baştepe'nin üzerinde, çapı 150 m. olan bir krater bulunmaktadır. Karadağ'da yeralan kraterlerin en büyüğü, büyük bir kısmı tahrip olan Mihaliç konisi üzerindedir. Bu kraterin uzun ekseni 500 m. ve genişliği 600 m.dir. Bu konilerin yaşları da aynı değildir. En yenisi Baştepe konisidir. Zira, çok daha yüksek Mihaliç tepe konisinin zararına, onu kısmen parçalıyarak çıkmıştır. Bölgede bulunan diğer volkanik koniler ise trakit, andezit tüfleri ve hematit cinsi tüflerden oluşmuştur.
BAŞLICA DAĞ ve TEPELER DAĞIN ADI YÜKSEKLİĞİ İLÇESİ BAĞLI OLDUĞU DAĞ GRUBU ÖZELLİĞİ
Hacıbaba Dağı 2,481 K.K.Bekir Orta Toroslar Tektonik
Yunt Dağı 2,327 S.Veliler Orta Toroslar Tektonik
Karadağ 2,271 Merkez Orta Toroslar Volkanik
B.Koçaş 2,158 S.Veliler Orta Toroslar Tektonik
Azıtepe 2,149 Merkez Orta Toroslar Tektonik
Göktepe 2,082 S.Veliler Orta Toroslar Tektonik
Kurtoğlu Te. 2,073 S.Veliler Orta Toroslar Tektonik
Turansa Dağı 2,045 S.Veliler Orta Toroslar Tektonik
Belenyurt 2,010 S.Veliler Orta Toroslar Tektonik
Savdat Beli 2,003 Ermenek Orta Toroslar Tektonik
Yaman Tepe 1,975 S.Veliler Orta Toroslar Tektonik
Karaduvar 1,946 Ermenek Orta Toroslar Tektonik
Yılanlı Tepe 1,936 Başyayla Orta Toroslar Tektonik
K.Sınat Tepe 1,925 Ermenek Orta Toroslar Tektonik
Asar Dağı 1,553 Ermenek Orta Toroslar Tektonik
Karaman ilinin iki önemli ovası bulunmaktadır. İl merkezinden Konya ve Ereğli'ye doğru deniz seviyesinden 1000-1050 m. yükseklikte verimli "Karaman Ovası" yeralmaktadır. Alanı 600 kın olan ovada, tarıma engel olmayacak şekilde hafif dalgalanmalar ve insan eliyle oluşturulmuş büyükler bulunmaktadır. Diğer bir ova "Ayrancı Ovasıdır. Ovanın genişliği 375 km; deniz seviyesinde yüksekliği ise 1010 - 1026 m.dir.
AKARSULAR
İlin belli başlı akarsuları içinde en büyüğü ve önemlisi Göksu Nehri'dir. Yerköprü Santrali mevkisinden çıkan nehir, Yünalanı mevkiinde Akdeniz'e dökülür. Uzunluğu 296 km. olan nehrin, il sınırları içindeki uzunluğu ise 47 kın.dir.
İl içinde doğan akarsulardan en önemlisi, Gödet Çayı'dır. 81 km. uzunluğundaki bu çay, Yüzlük Dağı'ndan doğup; Gödet Barajı'nda son bulmaktadır. Ayrancı Barajı'nı dolduran Berendi Çayı, Göztaşı tepeden doğup büyük bir vadi oluşturduktan sonra Sudurağı, Aşıran, Kubaşan ve Akçaşehir Canhasan ovalarında kaybolan 80 km. uzunluğundaki İbrala Deresi 2.7 debiye sahiptir. Ermenek Çayı, 112 km. uzunluğundadır. Göksu Nehri'nin bir koludur. 56 km.si, Karaman sınırları içinde bulunmaktadır; Mut yakınlarında Suçatı denilen yerde Prinç suyu ile Göksu nehrine birleşir. Ermenek çayını, Göktepe yakınlarında Mençek suyu, Ermenek içinden akan Maraspoli suyu, Muz vadide Bahçegözü suyu, Nadire değirmenleri suyu. Balkusan çayı ve Zeyve Çayı beslemektedir. Diğer akarsular ise, sel rejimli özelliğe sahip, Deliçay, Eskiçay ve Kocaderedir.
GÖLLER VE BARAJLAR
AKGÖL:
Doğa harikası bu göl, Ayrancı ilçesi sınırlarında bulunmaktadır. Yüzölçümü 29.8 km'dir. En derin noktası 2 m.dir. Denizden yüksekliği 990 m. olan bu göle, Ereğli ilçesinin tahliye sularının karışması sonucu, göl bir bataklık haline gelmiştir. Doğal bir kuş cenneti olan gölde, üçyüze yakın kuş türü olduğu saptanmıştır. Doğal özelliklerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalan göl, Karaman Valiliğinin girişimleri sonucunda, Bakanlar Kurulu'nca koruma altına alınmıştır. Av yasağı getirilen göl. 1995 yılında "Milli Park" kapsamına alınmıştır.
ACIGÖL:
Merkez ilçe sınırları içerisinde Süleymanhacı Köyü yakınındadır. Halk arasında bilinen diğer bir adı da, "Süleymanhacı Gölü"dür. Yüzölçümü 1.7 km olan gölün en derin yeri 4 m.; denizden yüksekliği de 987 m.'dir. Gölün çevresi, Karaman Valiliği'nce 1994 yılında ağaçlandırılmıştır.
DOKUZ YOL GÖLETİ:
Ayrancı ilçe sınırları içinde, sulama amaçlı olarak yapılmıştır. Homojen dolgu tipli olarak yapılan göletin yüksekliği 16 m.dir. Maksimum hacim 390.000 m, dolgu hacmi 97.500 m'tür. Gölet 30 hektarlık sulama kapasitelidir.
GÖDET BARAJI:
Merkez ilçeye 7.5 km mesafede ve Gödet Çayı üzerinde, sulama amaçlı olarak kurulmuştur. Kaya dolgu tipi olarak yapılan barajın yüksekliği 64,7 m., yüzölçümü 6.828.000 m'dir. 158 milyon m su kapasitesi olan barajın dolgu hacmi 5.700.000 m'tür. Karaman Ovası Sulaması 1.Merhalesinde olan Gödet Barajı, 1988 yılında hizmete girmiştir.
AYRANCI BARAJI:
Ayrancı ilçesi sınırları içindedir. 1962 yılında yapımı tamamlanmıştır. Kocadere üzerinde toprak dolgu olarak yapılan barajın yüzölçümü 2.368.050 m; yüksekliği 36 m., maksimum göl hacmi 30.900.000 m; dolgu hacmi 2.300.000 m'tür.
DELİÇAY BARAJI:
Yapımına 1993 yılında başlanmıştır. Karaman Ovası Sulaması 1. Merhale kapsamında yeralan barajın depolama hacmi 25.6 milyon m ve yüksekliği 34 m.dir. 1998 yılında tamamlanması öngörülen barajın hizmete girmesiyle 39.600 dekarlık tarım arazisi sulanabilecektir. Bu barajlardan başka, ihale aşamasında bulunan İbrala Barajı ve Ermenek ilçesinde yapılması düşünülen Görmeli Barajı'nın da tamamlanmasıyla , ilimizin sulama alanındaki sorunları, önemli ölçüde giderilmiş olacaktır.
İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
Egemen olan iklim yapısı, genelde yazları sıcak ve kurak; kışları soğuk ve kar yağışlı olan karasal iklim yapısıdır. Yani, İç Anadolunun temel iklim yapısı, burada da görülmektedir. Ancak, ilin batı ve güneyinde, Orta Toros Dağları'nın Göksu ve kolları tarafından derin bir şekilde yarıldığı vadi tabanlarında, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz İklim özellikleri de görülür. Yağış genellikle kış ve ilkbahar aylarında, yağmur ve kar şeklindedir.
En yüksek sıcaklık 39
En düşük sıcaklık -26,8
Yağışlı gün sayısı (Ortalama) 71
Ortalama nisbi nem % 63
Bir günde yağan en yüksek yağış 89,8 mm.
Ortalama yıllık yağış miktarı 346,3 mm.
İlde görülen karasal iklim özelliklerinin sonucu, bitki örtüsü olarak da step (bozkır) türü bitki topluluğu görülmektedir. Bu nedenle, il topraklarının %34'ü, yani 320.772 hektarlık alan, çayırlık ve meradır. İl topraklarının %21,2'si ormanlık alandır. 199.678 hektarlık bir alanı kaplayan ormanlarımızın, ne var ki, önemli bir bölümü baltalık ve maki örtüsü halindedir. Bunun nedeni, Karaman'ın ilk çağlardan beri yerleşime açık oluşu ve bu yüzden ormanların tahrip edilmiş olmasıdır. Tahrip edilen orman örtüsünün yerinde, çalılıklardan ve yabani zeytinden oluşan, Akdenize has maki bitki örtüsü görülmektedir. Ormanlarımızı oluşturan ağaç türleri meşe, çam, ladin, sedir, katran ve ardıçtır. Ayrıca Toros Dağları arasında dar ve sulanabilen uzun vadi tabanlarında söğüt, kavak ve yabani meyva ağaçları da görülmektedir. Karaman Valiliğince 1996 yılı içerisinde Hazine'ye ait toplam 9 milyon m'lik alan ağaçlandırılmak üzere çeşitli kamu ve özel sektöre ait kuruluşlara tahsis edilmiştir.Bu çerçevede ilk olarak İl Özel İdaresince 780.000 m'lik alanın ağaçlandırılması çalışmasına başlanmıştır.
KARAMAN YEMEKLERİ
ÇORBALAR
Arabaşı Çorbası, işkembe Çorbası, Domates Çorbası, Yayla Çorbası, Mantar Çorbası, Şehriye Çorbası, Tarhana Çorbası, Ezogelİn Çorbası, Toyga Çorbası, Sulu Pilav,
Sakala Sünen (Mercimekli-Erişte Çorbası), Mercimek Çorbası, Pirinç Çorbası, Tavuk Çorbası, Bezelye Çorbası, Yoğurtlu Erişte Çorbası, Ekmek Çorbası,
Mercimekli Oğmaç Çorbası, Tandır Çorbası, Ispanaklı Yoğurt Çorbası,
YEMEKLER
Batırık, Et Kabağı Yemeği, Susuz Kebap, Eğey Dolması,Topalak, Mıkla,
Pırasa Mıhlaması, Keşkek, Cibe Dolması, İlisıra dolması, Patlıcan Kebap,
Bulamaç, Pırasa Dolması, Kabak Çiçeği Dolması, Yaprak Sarması, Sulaç,
Elli Kuru Fasülye, Tavuklu Patates, Patlıcan Musakka, Zeytinyağlı Taze Fasuye,
Yumurtalı Ispanak, Izgara Köfte, Izgara Pirzola, Etli Nohut Yemeği, Şiş Köfte,
Şiş Kebap, Tas Kebap (Pilavlı), Orman Kebabı, Ciğer Tava (Ciğer Kavurma),
Çerkez Tavuğu, Mantı, Mülükü, Calla (Güveç), Kabak Mücver, Menemen,
Zeytinyağlı Barbunya, Mercimekli Köfte, Kısır, Çılbır, Kıymalı Yumurta,
Ispanaklı Yumurta, Sucuklu Yumurta, Omlet, Tavada Alabalık, Balık Tavası,
Balık Izgara, Haşlama, Bahçıvan Kebabı, Kavurma, Çoban Kavurma, Saç Kavurma,
Piliç Dolması, Salcalı Köfte, Biber Dolması, Domates Dolması, Ciğer Izgara,
Böbrek Izgara, Paça Haşlama, Piliç Izgara, Kabak Kavurması (Kabak Musakka),
Patlıcan Musakka, Karnabahar Musakkası, Karnabahar Tavası, Yerelması Yemeği,
Kıs Türlüsü, Patates Köftesi, Mantı, Sulu Köfte, Etli Bezelye, Tarhanabaşı,
Patates Oturtması, Soğanlama, Kabak Dolması, Karnıyarık, Karışık Dolma,
Etli Bamya, Töğmeken (Semizotu) Yemeği, Türlü, Kapama, Tirit, Kabak Çullama,
Humus, Zeyve Kebabı, Domalan Yemeği, Ala Kuzu, Çebiç, Gerdan Pişirmesi, Gıcıdık,
Bölek, Bumbar, Köylü Azığı, Patlıcan Sarması, Cendirme Köftüsü, Karaman Paçası,
Erikli Yahni, Çömlek Kebabı.
PİLAVLAR
İç Pilav, Şepit Pilav, Sütlü Pilav, Erişte Pilavı, Etli Pilav, Yufkalı Pilav,
Mercimekli Bulgur Pilavı, Bulgur Pilavı, Pirinç Pilavı, Sebzeli Çoban Pilavı,
Mısır Pilavı.
BÖREK-PASTA-TATLILAR
Etli Ekmek, Peynirli Börek, Höşmerim, Saray Böreği, Su Böreği, Hiçlik, Tahin Helvası,
Aşure, Zerde, Palize, Gayyana, Sütlü Köftü, Sütlü kabak, Köpük Helva, Küncülü Helva,
Guymak, Elma Tatlısı, Elma-Ayva Kompostosu, Hoşaf, Kayısı Tatlısı, Puf Böreği,
Sigara Böreği, Kabak Tatlısı, İrmik Helvası, Keşkül, Fırında Sütlaç, Revani, Tulumba tatlısı, Şekerpare, Lokma Tatlısı, Baklava, Sade Kek, Havuçlu Kek, Kurabiye,
Elmalı Poğaça, Peynirli Poğaça, Kalburabastı, Cevizli Kurabiye, Üzümlü Kek,
Sade Kurabiye, Kadayıf, Sütlaç, Tatar Böreği, Sigara Böreği, Kayısı Musakka,
Ermenek Helvası, Bandırma, Paraköfte, Uyutma, Kara Çadır Helvası, Bıçak Tatlısı,
Yumurta Tatlısı, Katmer, Oklavadan Çekme, Köy Usulü Bademli Muhallebi.
PİYAZ-SALATA-TURŞU-SOĞUK MEZELER
Salata Turşusu, Fasulye Piyazı, Patates Salatası, Patlıcan Salatası,
Yoğurtlu Havuç Salatası, Cacık, Garnitür Salatası, Yoğurtlu Patlıcan Salatası,
Ezme Salata, Domates Salatası, Lahana Turşusu, Salatalık Turşusu, Karışık Turşu,
Biber Turşusu, Kelek (Hırtlak) Turşusu, Bulgurlu Bahar Salatası.
KARAMAN FIKRALARI VE KAHRAMANLARI
AK HOCA VE FIKRALARI
Ak Hoca ismiyle tanınan hocamızın asıl ismi Hasan Hüseyin’dir. Kirpiklerine varıncaya kadar bütün kıllarının beyaz olması sebebiyle Ak Hoca adıyla meşhur olmuştur.
1913 de doğan hoca, 1968 yılında yakalandığı kanser hastalığından kurtulamıyarak vefat etmiştir. Bembeyaz yüzü, tatlı espirisi ve Karaman’a mahsus arabaşı çorbasına karşı doyma bilmez iştahı ile hocamız, küçük büyük bütün Karamanlıların kalbinde silinmez bir taht kurmuştur. Ölümü üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen fıkra ve espirileri halkımız arasında canlı bir vaziyette yaşatılmaktadır. İmamlık yapması sebebiyle hemen hemen bütün fıkraları imamlık hayatı, bir kısmı da genel konular üzerine kuruludur.
PİLAV AŞI
Ak Hoca Karaman’ın muhacir köylerinden birine imam olur. Köyün ağası, Hüseyin isminde birisidir. Hüseyin ağa bir gün köylüleri toplar ve onlara şöyle der:
- Bu hoca ovalıdır. Bizim hamur işlerini pek bilmez, onlar bulgur pilavına alışkındır, hocanın midesine bir zarar vermiyelim, yavaş yavaş bizim yemeklere alıştıralım diye talimat verir. Bu talimatı alan köylü sırayla hocayı yemeklere davet etmiye başlarlar ve her davet eden de bulgur pilavı pişirir. Bir gün böyle, beş gün böyle, on gün böyle.... Hoca bulgur pilavından bıkar, açıkça da bir şey söyliyemez.
Nihayet bir ay sonunda Cuma günü Cuma salası vermeye minareye çıkar ve sala ezgisinde başlar okumaya:
Sarı çamın taşı
Hüseyin Ağa’dır bu köyün başı
Her gün pilav aşı
Yenir mi Ya ResulleAllah C.c
Köylü normal sala veriliyor diye söylenenlere hiç dikkat etmez. Fakat, 70 yaşlarında bir kadının bu sala garibine gider. Yaşlılığın verdiği az duyma etkisiyle bir şey anlamaz. Hüseyin Ağayı görür ve seslenir:
- Üle Hüseyin, hoca ne diyo bi yol diğneyive hele.
Hüseyin ağa hocanın söylediklerini dinler, sonra köylüleri başına toplar:
- Uşaklar hoca pilavdan bıkmış gayri, çevirin macır işine. Hoca kıvrak zekası sayesinde bu sıkıntıdan karlı olarak kurtulur.
ÖLÜ GELMEYİNCE
Ak Hoca Karaman’ın Mandoson köyüne imam tutulur. Köylüler yıl sonunda hocaya kırk havayi buğday vermeyi taahhüt ederler. Yıl sonu geldiğinde, mahsülün kıtlığı bahane edilerek, Hocaya ancak otuz havayi buğday verirler. Bu işe hoca çok içerler ama seslenmez. Cuma bir gün hutbeye çıkar ve cemaate şöyle der:
- Ey cemaat beni kırk havayiye imam tuttunuz, ancak otuz havayi buğday verdiniz, buna da eyvAllah C.c amma Allah C.c’tan utanın, şu teneşir ölüsüzlükten takır takır kurudu. Koca bir yıl içinizden bir tek ölen olmadı, bu sizin yaptığınızı adama düşmanı yapmaz der ve minberden iner.
SİZİ DE İSTİYORLAR
Kara müfti adıyla anılan Karaman müftisinin çok kızgın olduğu bir zamanda, Ak Hoca izin istemek için gelir, Müfti izin vermez, Ak Hoca da “Sen vermesen de ben giderim” deyince, Kara müfti” Cehenneme kadar yolun var, defol git” diye hocayı yanından kovar. Ak Hoca hiç seslenmeden dışarı çıkar, biraz sonra tekrar içeri girer. Müftü ters ters bakar:
- Ulan ben sana cehennem ol git demedim mi?
- Ben de cehenneme kadar gittim, yolda zebaniler git müftiyle birlikte gelin diye beni katmadı, ben de sizi almaya geldim der.
İMAM YANILMAZ
Hocamızın mahallemizde imam olduğu yıllarda bir akşam vakti, hocanın imamlığında akşam namazının farzını kılıyorduk. Bir ara arka taraftan birisi, hocanın yanıldığını belli etmek için, yüksek sisle “SübhanAllah C.c” dedi.
Hoca tam ikinci rekata doğruluyordu. Gayet şaşkın başını arkaya çevirdi:
---- Ne var len diye kızgınlıkla bağırdı. Yine cemaatten birisi:
---- Bir şey yok hocam devam et dedi.
Hoca hiç bir şey olmamış gibi namaza devam etti ve namazı bitirdi. Namazdan sonra yanılma secdesini bile yapmadı.
SOBA MUSKASI
Hocaya bir gün bir kadın gelir ve sobasına yanması için muska yazmasını ister. Hoca hiç bozuntuya vermeden bir muska yazar.
Daha sonra anlattığına göre muskayı şöyle yazar:
Önüne kuru arkasına yaş
Ortasına yağlısından bir talaş
Yan Ayşa’nın sobası yan
Tesadüf eseri olarak kadının sobası o günden sonra gürül gürül yanmaya başlar, hocaya da soba muskası yazdırmak isteyenler çoğalır.
KARASAKAL VE FIKRALARI
Karaman’ın fıkra tiplerinden ikincisi Karasakal adıyla meşhur olan, Mehmet Ali Kırboğa’dır. 50-55 yaşlarında olan hoca, halen Karaman’da hiçbir ücret talep etmeden vaazlık görevini sürdürmektedir. İlme, ilim adamlarına çok meraklı olan hocanın, Kamusü’l Kütüb adı altında basılan Türkçe bir kitabı da vardır.
Parlak zekalı, halk lisanına ve darbı mesllerine tamamıyle vakıf, kendine has espirisiyle Karasakal Hoca, Karaman’ın sevilen simalarının başında gelmektedir.
KAHVE DEĞİRMENİ
Karasakal’ın evine bir tanıdığı ziyarete gelir. Etrafa göz gezdiren adam, Karasakal’a “Hocam kahve yokluğundan bu kadar kahve değirmenini ne yapacaksın “diye sorar. Hoca şaşırır, çünkü evinde hiç kahve değirmeni yoktur.
- Nerede kahve değirmeni? Diye şaşkın şaşkın etrafına bakınır. Adam gayet emin bir şekildi, Karasakal’ın kitaplarını göstermez mi? Meğerse ciltli kitaplar bakınca aynı kahve değirmeni gibi görünüyormuş. Kitaptan nasibi olmayan adam kitapları kahve değirmenine benzetivermiş.
ALTININ ZEKATI
Hocaya bir gün birisi gelir ve karısının altınlarının zekatını karısının mı, yoksa kendisinin mi vereceğini sorar. Hoca da:
- Altının zekatını altını kullanan verir deyince, adam:
- Yani altının zekatını karım verecek değil mi der. Hoca:
- Yanlış anladın, ben öyle demedim, altının zekatını altını kullanan verir diye tekrarlar. Bu cevaptaki inceliği sonradan kavrayan adam, hiçbir şey söyleyemeden çıkar gider.
SİGARANIN HÜKMÜ
Hocaya sigaranın Firavunun pisliği olduğunu söyleyen birisine hoca “Birader sen Firavunun bahçivanı mıydın?” deyiverir.
DİĞER FIKRA TİPLERİ
Bİ ESKİDEN Bİ YENİDEN
Karaman’ın meşhur mizah tiplerinden, kitapçı Halil amca, bir dönemin, insanları sıkı takip altında tuttuğu ve dini bir takım ihtiyaçların kısıtlandığı yıllarda, dükkanında bir taraftan kadayıf dökerken, bir taraftan da:
- Ya Mevlam, hu Mevlam. Aşkın bize ver Mevlam diye bir ilahi tutturmuş. Bu sırada içeriye bir polis girmesin mi? Tabii İbrahim Amca’da hoşafın yağı kesilmiş ve birden ilahiyi boşlamış, başlamış:
- İliman ektim taşa.... diye bir türkü bir türkü çağırmaya. Bu işe şaşıran polis dayanamayıp sormuş:
- Ne oluyor İbrahim Amca?
- Bişi yok kuzum, bi eskiden, bi yeniden deyivermiş
MEKTUP MU SENET Mİ?
Kadının biri, okuyup yazdığına inandığı bir adama bir kağıt getirerek okumasını rica etmiş. Adam kağıdı evirip çevirerek başlamış asker mektubu gibi okumaya. Kadın itiraz etmek istediyse de, adam dinlemeden sonuna kadar kağıdı okumuş bitirmiş. En sonunda kadın:
- Oğlum o mektup değil senet, senet deyince, adam,
- Baştan söylesene ne olduğunu. Senet deseydin senet gibi okurdum der.
GÜZÜN YERLER
Adamın biri bir eve misafir olur. Ev sahibi yemek koyar, birlikte yerler. Adam yemekten sonra canı üzüm çeker ve bunu şöyle dile getirir.
Bizim eller, bizim eller
Her yemekte üzüm yerler
Ev sahibi de bunun altında kalmaz ve şöyle cevap verir:
Bizim eller, bizim eller
O üzümü güzün yerler
GİDESİ GELMİŞ
Adamın biri, başka şehirde oturan oğlunu ve torununu ziyarete gelir. Hoş beşten sonra, kayınpederinden hoşlanmayan gelin, çocuğunu kucağına alıp şöyle der:
Kuzumun dedesi gelmiş
Gelmeden gidesi gelmiş
Adam derhal gelinin kucağından torununu alır ve:
Dedesinin adı Durali
Bu gün de buralı, yarın da buralı
diyerek uzun süre kalacağını belli eder.

Karaman


Karaman aktekke Camii



Ermenek Baraji Karaman



Ermenek-Karaman


Göksu



Karaman kalesi
 
  x 1
çevrimdışı yukari asagi
07-02-2009 08:45 ÖÖ RE: Karaman 70 | Düzenleyen Muhtazaf 07-02-2009 09:03 ÖÖ
Kullanıcı Avatarı

Muhtazaf
IslamGulleri Üye


Mesaj Sayısı: 152
Katılım Tarihi: 06.12.08
Konum: YA ALLAH
Yaş : 52
İletisi: İleti yazılmamış
Teşekkür edenler:
x 19

Teşekkür ettikleri:
x 84

Ruh Hali/Durumu:
Seçilmemiş



Uyarı seviyesi 0
KARAMAN’DA SÖYLENEN FIKRALAR
KARASAKAL VE FIKRALARI


Karaman’ın fıkra tiplerinden ikincisi Karasakal adıyla meşhur olan, Mehmet Ali Kırboğa’dır. 50-55 yaşlarında olan hoca, halen Karaman’da hiçbir ücret talep etmeden vaazlık görevini sürdürmektedir. İlme, ilim adamlarına çok meraklı olan hocanın, Kamusü’l Kütüb adı altında basılan Türkçe bir kitabı da vardır.
Parlak zekalı, halk lisanına ve darbı mesllerine tamamıyle vakıf, kendine has espirisiyle Karasakal Hoca, Karaman’ın sevilen simalarının başında gelmektedir.
6- 6- KAHVE DEĞİRMENİ
Karasakal’ın evine bir tanıdığı ziyarete gelir. Etrafa göz gezdiren adam, Karasakal’a “Hocam kahve yokluğundan bu kadar kahve değirmenini ne yapacaksın “diye sorar. Hoca şaşırır, çünkü evinde hiç kahve değirmeni yoktur.
---- Nerede kahve değirmeni? Diye şaşkın şaşkın etrafına bakınır. Adam gayet emin bir şekildi, Karasakal’ın kitaplarını göstermez mi? Meğerse ciltli kitaplar bakınca aynı kahve değirmeni gibi görünüyormuş. Kitaptan nasibi olmayan adam kitapları kahve değirmenine benzetivermiş.

7- 7- ALTININ ZEKATI
Hocaya bir gün birisi gelir ve karısının altınlarının zekatını karısının mı, yoksa kendisinin mi vereceğini sorar. Hoca da:
---- Altının zekatını altını kullanan verir deyince, adam:
---- Yani altının zekatını karım verecek değil mi der. Hoca:
---- Yanlış anladın, ben öyle demedim, altının zekatını altını kullanan verir diye tekrarlar. Bu cevaptaki inceliği sonradan kavrayan adam, hiçbir şey söyleyemeden çıkar gider.
8- 8- SİGARANIN HÜKMÜ
Hocaya sigaranın Firavunun pisliği olduğunu söyleyen birisine hoca “Birader sen Firavunun bahçivanı mıydın?” deyiverir.

DİĞER FIKRA TİPLERİ

9- 9- Bİ ESKİDEN Bİ YENİDEN
Karaman’ın meşhur mizah tiplerinden, kitapçı Halil amca, bir dönemin, insanları sıkı takip altında tuttuğu ve dini bir takım ihtiyaçların kısıtlandığı yıllarda, dükkanında bir taraftan kadayıf dökerken, bir taraftan da:
---- Ya Mevlam, hu Mevlam. Aşkın bize ver Mevlam diye bir ilahi tutturmuş. Bu sırada içeriye bir polis girmesin mi? Tabii İbrahim Amca’da hoşafın yağı kesilmiş ve birden ilahiyi boşlamış, başlamış:
---- İliman ektim taşa.... diye bir türkü bir türkü çağırmaya. Bu işe şaşıran polis dayanamayıp sormuş:
---- Ne oluyor İbrahim Amca?
---- Bişi yok kuzum, bi eskiden, bi yeniden deyivermiş
10- 10- MEKTUP MU SENET Mİ?
Kadının biri, okuyup yazdığına inandığı bir adama bir kağıt getirerek okumasını rica etmiş. Adam kağıdı evirip çevirerek başlamış asker mektubu gibi okumaya. Kadın itiraz etmek istediyse de, adam dinlemeden sonuna kadar kağıdı okumuş bitirmiş. En sonunda kadın:
---- Oğlum o mektup değil senet, senet deyince, adam,
---- Baştan söylesene ne olduğunu. Senet deseydin senet gibi okurdum der.
11- 11- GÜZÜN YERLER
Adamın biri bir eve misafir olur. Ev sahibi yemek koyar, birlikte yerler. Adam yemekten sonra canı üzüm çeker ve bunu şöyle dile getirir.
Bizim eller, bizim eller
Her yemekte üzüm yerler
Ev sahibi de bunun altında kalmaz ve şöyle cevap verir:
Bizim eller, bizim eller
O üzümü güzün yerler
12- 12- GİDESİ GELMİŞ
Adamın biri, başka şehirde oturan oğlunu ve torununu ziyarete gelir. Hoş beşten sonra, kayınpederinden hoşlanmayan gelin, çocuğunu kucağına alıp şöyle der:
Kuzumun dedesi gelmiş
Gelmeden gidesi gelmiş
Adam derhal gelinin kucağından torununu alır ve:
Dedesinin adı Durali
Bu gün de buralı, yarın da buralı
diyerek uzun süre kalacağını belli eder.


Fıkralarını derlerken, her tarafta anlatılan, meşhur olan fıkraları almadık. Buraya aldığımız fıkralar, mahalli fıkra tiplerine giren şahısların espirilerini göstermesi bakımından, bu tip şahısların folklorümüze kazandırılması açısından önemlidir.
Karaman’da mahalli fıkra tiplerine giren şahısların en önemlileri, Ak Hoca ve Karasakal’dır.
AK HOCA VE FIKRALARI
Ak Hoca ismiyle tanınan hocamızın asıl ismi Hasan Hüseyin’dir. Kirpiklerine varıncaya kadar bütün kıllarının beyaz olması sebebiyle Ak Hoca adıyla meşhur olmuştur.
1913 de doğan hoca, 1968 yılında yakalandığı kanser hastalığından kurtulamıyarak vefat etmiştir.
Bembeyaz yüzü, tatlı espirisi ve Karaman’a mahsus arabaşı çorbasına karşı doyma bilmez iştahı ile hocamız, küçük büyük bütün Karamanlıların kalbinde silinmez bir taht kurmuştur. Ölümü üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen fıkra ve espirileri halkımız arasında canlı bir vaziyette yaşatılmaktadır. İmamlık yapması sebebiyle hemen hemen bütün fıkraları imamlık hayatı, bir kısmı da genel konular üzerine kuruludur.
1- 1- PİLAV AŞI
Ak Hoca Karaman’ın muhacir köylerinden birine imam olur. Köyün ağası, Hüseyin isminde birisidir. Hüseyin ağa bir gün köylüleri toplar ve onlara şöyle der:
---- Bu hoca ovalıdır. Bizim hamur işlerini pek bilmez, onlar bulgur pilavına alışkındır, hocanın midesine bir zarar vermiyelim, yavaş yavaş bizim yemeklere alıştıralım diye talimat verir.
Bu talimatı alan köylü sırayla hocayı yemeklere davet etmiye başlarlar ve her davet eden de bulgur pilavı pişirir. Bir gün böyle, beş gün böyle, on gün böyle.... Hoca bulgur pilavından bıkar, açıkça da bir şey söyliyemez.
Nihayet bir ay sonunda Cuma günü Cuma salası vermeye minareye çıkar ve sala ezgisinde başlar okumaya:
Sarı çamın taşı
Hüseyin Ağa’dır bu köyün başı
Her gün pilav aşı
Yenir mi Ya ResulleAllah C.c
Köylü normal sala veriliyor diye söylenenlere hiç dikkat etmez. Fakat, 70 yaşlarında bir kadının bu sala garibine gider. Yaşlılığın verdiği az duyma etkisiyle bir şey anlamaz. Hüseyin Ağayı görür ve seslenir:
---- Üle Hüseyin, hoca ne diyo bi yol diğneyive hele.
Hüseyin ağa hocanın söylediklerini dinler, sonra köylüleri başına toplar:
---- Uşaklar hoca pilavdan bıkmış gayri, çevirin macır işine. Hoca kıvrak zekası sayesinde bu sıkıntıdan karlı olarak kurtulur.

2- 2- ÖLÜ GELMEYİNCE
Ak Hoca Karaman’ın Mandoson köyüne imam tutulur. Köylüler yıl sonunda hocaya kırk havayi buğday vermeyi taahhüt ederler. Yıl sonu geldiğinde, mahsülün kıtlığı bahane edilerek, Hocaya ancak otuz havayi buğday verirler. Bu işe hoca çok içerler ama seslenmez.
Cuma bir gün hutbeye çıkar ve cemaate şöyle der:
---- Ey cemaat beni kırk havayiye imam tuttunuz, ancak otuz havayi buğday verdiniz, buna da eyvAllah C.c amma Allah C.c’tan utanın, şu teneşir ölüsüzlükten takır takır kurudu. Koca bir yıl içinizden bir tek ölen olmadı, bu sizin yaptığınızı adama düşmanı yapmaz der ve minberden iner.
3- 3- SİZİ DE İSTİYORLAR
Kara müfti adıyla anılan Karaman müftisinin çok kızgın olduğu bir zamanda, Ak Hoca izin istemek için gelir, Müfti izin vermez, Ak Hoca da “Sen vermesen de ben giderim” deyince, Kara müfti” Cehenneme kadar yolun var, defol git” diye hocayı yanından kovar.
Ak Hoca hiç seslenmeden dışarı çıkar, biraz sonra tekrar içeri girer. Müftü ters ters bakar:
---- Ulan ben sana cehennem ol git demedim mi?
---- Ben de cehenneme kadar gittim, yolda zebaniler git müftiyle birlikte gelin diye beni katmadı, ben de sizi almaya geldim der.
4- 4- İMAM YANILMAZ
Hocamızın mahallemizde imam olduğu yıllarda bir akşam vakti, hocanın imamlığında akşam namazının farzını kılıyorduk. Bir ara arka taraftan birisi, hocanın yanıldığını belli etmek için, yüksek sisle “SübhanAllah C.c” dedi.
Hoca tam ikinci rekata doğruluyordu. Gayet şaşkın başını arkaya çevirdi:
---- Ne var len diye kızgınlıkla bağırdı. Yine cemaatten birisi:
---- Bir şey yok hocam devam et dedi.
Hoca hiç bir şey olmamış gibi namaza devam etti ve namazı bitirdi. Namazdan sonra yanılma secdesini bile yapmadı.
5- 5- SOBA MUSKASI
Hocaya bir gün bir kadın gelir ve sobasına yanması için muska yazmasını ister. Hoca hiç bozuntuya vermeden bir muska yazar.
Daha sonra anlattığına göre muskayı şöyle yazar:
Önüne kuru arkasına yaş
Ortasına yağlısından bir talaş
Yan Ayşa’nın sobası yan
Tesadüf eseri olarak kadının sobası o günden sonra gürül gürül yanmaya başlar, hocaya da soba muskası yazdırmak isteyenler çoğalır.
ÇAMLI HOCA

FIRIN KEBABI SEVMEK

Çamlı Hoca ile Matematik öğretmeni Lütfi Ulus, birgün işleri için Ankara” ya giderler o gün işlerini , bitiremeyince bir otelde aynı odada uyanır, Lütfi Ulus”u dürterek :
- Kalk len Lütfi karnım acıktı. Seninle çıkalım şöyle bir buçuk fırın kebabı yiyip
gelelim.
Gözlerini ovuşturarak uyanan Lütfi Ulus :
- Ama Çamlı hoca, burası Ankara , hem fırın kebabı bulunmaz, bulunsa da gecenin bu saatinde açık yer olmaz.
Çamlı Hoca bunu duyunca tepesi atar :
- Mesela dedik len, gubuz .
der ve başına yorganı çeker başlar horlamaya. Uykusu kaçan Lütfi Ulus sabahı matematiksel hesapları ezberlemekle geçirir.

PAZAR ALIŞVERİŞİ

Çamlı Hoca ; elinde sepetle pazara gitmek üzere evinden çıkar. Sokağın başında komşusu Süleyman efendi ile karşılaşır. Süleyman Efendi
- Çamlı hoca nereye gidiyorsun, neler alacaksın bakalım ?
Çamlı Hoca komşusunun bu münasebetsiz davranışına bozulur. Ve yanıt verir :
- Pazara alış- verişe gidiyordum , biraz şöyle öte bete, gıvır zıvır, langır, lungur van vun alacağımda.

ÖKÇE

Çamlı , hoca birgün yolda yürürken ayakkabısının ökçesi çıkar. Ayağını sürüyerek tanış bir dükkana kapağı atar. Dükkan sahibi Çamlı Hoca’yı karşısında görünce sevinerek :
- Oooo. Hocam , hangi rüzgar attı seni böyle , şöyle otur bakalım, ne içersin çay mı , kahve mi ?
Çamlı hoca’ nın aklı ökçe’ de kalmıştır. Ökçeyi eline alarak :
- Sen çayı, kahveyi boşver de bana bir ayakkabı ökçesi tamiri ısmarlarsan daha makbule geçer , der.



BAHÇE DE DERS


Çamlı Hoca, öğretmenlik yaptığı sıralarda hava günlük güneşlik olursa dershanede ders yaptırmayı hiç sevmezdi. Böyle bir gün, derse girer girmez , çocuklara sorar:
- Çocuklar bugün dersi dışarıda mı yapalım içerde mi ? Doğal olarak öğrenciler her defasında aynı yanıtı verirlerdi :
- Dışarıda yapalım hocam, dışarıda.
Çamlı Hoca , bunu çevresindeki dostlarına anlatırken “ Çocukların istediği biçimde ders yaptırmak gerekir” diye yorumlardı.



KLORUN FORMÜLÜ

Çamlıbel hoca ; İvriz İlköğretmen okulunda okurken , bir gün kimya hocası tahtaya kaldırır ve bir gram klorun formülün yazmasını söyler. Çamlıbel hoca, epeyce düşünür ve işin içinden çıkamayacağını anlayınca yanıtı yapıştırır :
- Avrupa tonlarla klorla uğraşırken, ben 1 gram klorla uğraşamam, der ve yerine oturur.


KARAMAN’DA SÖYLENEN FIKRALAR
KARASAKAL VE FIKRALARI


Karaman’ın fıkra tiplerinden ikincisi Karasakal adıyla meşhur olan, Mehmet Ali Kırboğa’dır. 50-55 yaşlarında olan hoca, halen Karaman’da hiçbir ücret talep etmeden vaazlık görevini sürdürmektedir. İlme, ilim adamlarına çok meraklı olan hocanın, Kamusü’l Kütüb adı altında basılan Türkçe bir kitabı da vardır.
Parlak zekalı, halk lisanına ve darbı mesllerine tamamıyle vakıf, kendine has espirisiyle Karasakal Hoca, Karaman’ın sevilen simalarının başında gelmektedir.
6- 6- KAHVE DEĞİRMENİ
Karasakal’ın evine bir tanıdığı ziyarete gelir. Etrafa göz gezdiren adam, Karasakal’a “Hocam kahve yokluğundan bu kadar kahve değirmenini ne yapacaksın “diye sorar. Hoca şaşırır, çünkü evinde hiç kahve değirmeni yoktur.
---- Nerede kahve değirmeni? Diye şaşkın şaşkın etrafına bakınır. Adam gayet emin bir şekildi, Karasakal’ın kitaplarını göstermez mi? Meğerse ciltli kitaplar bakınca aynı kahve değirmeni gibi görünüyormuş. Kitaptan nasibi olmayan adam kitapları kahve değirmenine benzetivermiş.

7- 7- ALTININ ZEKATI
Hocaya bir gün birisi gelir ve karısının altınlarının zekatını karısının mı, yoksa kendisinin mi vereceğini sorar. Hoca da:
---- Altının zekatını altını kullanan verir deyince, adam:
---- Yani altının zekatını karım verecek değil mi der. Hoca:
---- Yanlış anladın, ben öyle demedim, altının zekatını altını kullanan verir diye tekrarlar. Bu cevaptaki inceliği sonradan kavrayan adam, hiçbir şey söyleyemeden çıkar gider.
8- 8- SİGARANIN HÜKMÜ
Hocaya sigaranın Firavunun pisliği olduğunu söyleyen birisine hoca “Birader sen Firavunun bahçivanı mıydın?” deyiverir.

DİĞER FIKRA TİPLERİ

9- 9- Bİ ESKİDEN Bİ YENİDEN
Karaman’ın meşhur mizah tiplerinden, kitapçı Halil amca, bir dönemin, insanları sıkı takip altında tuttuğu ve dini bir takım ihtiyaçların kısıtlandığı yıllarda, dükkanında bir taraftan kadayıf dökerken, bir taraftan da:
---- Ya Mevlam, hu Mevlam. Aşkın bize ver Mevlam diye bir ilahi tutturmuş. Bu sırada içeriye bir polis girmesin mi? Tabii İbrahim Amca’da hoşafın yağı kesilmiş ve birden ilahiyi boşlamış, başlamış:
---- İliman ektim taşa.... diye bir türkü bir türkü çağırmaya. Bu işe şaşıran polis dayanamayıp sormuş:
---- Ne oluyor İbrahim Amca?
---- Bişi yok kuzum, bi eskiden, bi yeniden deyivermiş
10- 10- MEKTUP MU SENET Mİ?
Kadının biri, okuyup yazdığına inandığı bir adama bir kağıt getirerek okumasını rica etmiş. Adam kağıdı evirip çevirerek başlamış asker mektubu gibi okumaya. Kadın itiraz etmek istediyse de, adam dinlemeden sonuna kadar kağıdı okumuş bitirmiş. En sonunda kadın:
---- Oğlum o mektup değil senet, senet deyince, adam,
---- Baştan söylesene ne olduğunu. Senet deseydin senet gibi okurdum der.
11- 11- GÜZÜN YERLER
Adamın biri bir eve misafir olur. Ev sahibi yemek koyar, birlikte yerler. Adam yemekten sonra canı üzüm çeker ve bunu şöyle dile getirir.
Bizim eller, bizim eller
Her yemekte üzüm yerler
Ev sahibi de bunun altında kalmaz ve şöyle cevap verir:
Bizim eller, bizim eller
O üzümü güzün yerler
12- 12- GİDESİ GELMİŞ
Adamın biri, başka şehirde oturan oğlunu ve torununu ziyarete gelir. Hoş beşten sonra, kayınpederinden hoşlanmayan gelin, çocuğunu kucağına alıp şöyle der:
Kuzumun dedesi gelmiş
Gelmeden gidesi gelmiş
Adam derhal gelinin kucağından torununu alır ve:
Dedesinin adı Durali
Bu gün de buralı, yarın da buralı
diyerek uzun süre kalacağını belli eder.


Fıkralarını derlerken, her tarafta anlatılan, meşhur olan fıkraları almadık. Buraya aldığımız fıkralar, mahalli fıkra tiplerine giren şahısların espirilerini göstermesi bakımından, bu tip şahısların folklorümüze kazandırılması açısından önemlidir.
Karaman’da mahalli fıkra tiplerine giren şahısların en önemlileri, Ak Hoca ve Karasakal’dır.
AK HOCA VE FIKRALARI
Ak Hoca ismiyle tanınan hocamızın asıl ismi Hasan Hüseyin’dir. Kirpiklerine varıncaya kadar bütün kıllarının beyaz olması sebebiyle Ak Hoca adıyla meşhur olmuştur.
1913 de doğan hoca, 1968 yılında yakalandığı kanser hastalığından kurtulamıyarak vefat etmiştir.
Bembeyaz yüzü, tatlı espirisi ve Karaman’a mahsus arabaşı çorbasına karşı doyma bilmez iştahı ile hocamız, küçük büyük bütün Karamanlıların kalbinde silinmez bir taht kurmuştur. Ölümü üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen fıkra ve espirileri halkımız arasında canlı bir vaziyette yaşatılmaktadır. İmamlık yapması sebebiyle hemen hemen bütün fıkraları imamlık hayatı, bir kısmı da genel konular üzerine kuruludur.
1- 1- PİLAV AŞI
Ak Hoca Karaman’ın muhacir köylerinden birine imam olur. Köyün ağası, Hüseyin isminde birisidir. Hüseyin ağa bir gün köylüleri toplar ve onlara şöyle der:
---- Bu hoca ovalıdır. Bizim hamur işlerini pek bilmez, onlar bulgur pilavına alışkındır, hocanın midesine bir zarar vermiyelim, yavaş yavaş bizim yemeklere alıştıralım diye talimat verir.
Bu talimatı alan köylü sırayla hocayı yemeklere davet etmiye başlarlar ve her davet eden de bulgur pilavı pişirir. Bir gün böyle, beş gün böyle, on gün böyle.... Hoca bulgur pilavından bıkar, açıkça da bir şey söyliyemez.
Nihayet bir ay sonunda Cuma günü Cuma salası vermeye minareye çıkar ve sala ezgisinde başlar okumaya:
Sarı çamın taşı
Hüseyin Ağa’dır bu köyün başı
Her gün pilav aşı
Yenir mi Ya ResulleAllah C.c
Köylü normal sala veriliyor diye söylenenlere hiç dikkat etmez. Fakat, 70 yaşlarında bir kadının bu sala garibine gider. Yaşlılığın verdiği az duyma etkisiyle bir şey anlamaz. Hüseyin Ağayı görür ve seslenir:
---- Üle Hüseyin, hoca ne diyo bi yol diğneyive hele.
Hüseyin ağa hocanın söylediklerini dinler, sonra köylüleri başına toplar:
---- Uşaklar hoca pilavdan bıkmış gayri, çevirin macır işine. Hoca kıvrak zekası sayesinde bu sıkıntıdan karlı olarak kurtulur.

2- 2- ÖLÜ GELMEYİNCE
Ak Hoca Karaman’ın Mandoson köyüne imam tutulur. Köylüler yıl sonunda hocaya kırk havayi buğday vermeyi taahhüt ederler. Yıl sonu geldiğinde, mahsülün kıtlığı bahane edilerek, Hocaya ancak otuz havayi buğday verirler. Bu işe hoca çok içerler ama seslenmez.
Cuma bir gün hutbeye çıkar ve cemaate şöyle der:
---- Ey cemaat beni kırk havayiye imam tuttunuz, ancak otuz havayi buğday verdiniz, buna da eyvAllah C.c amma Allah C.c’tan utanın, şu teneşir ölüsüzlükten takır takır kurudu. Koca bir yıl içinizden bir tek ölen olmadı, bu sizin yaptığınızı adama düşmanı yapmaz der ve minberden iner.
3- 3- SİZİ DE İSTİYORLAR
Kara müfti adıyla anılan Karaman müftisinin çok kızgın olduğu bir zamanda, Ak Hoca izin istemek için gelir, Müfti izin vermez, Ak Hoca da “Sen vermesen de ben giderim” deyince, Kara müfti” Cehenneme kadar yolun var, defol git” diye hocayı yanından kovar.
Ak Hoca hiç seslenmeden dışarı çıkar, biraz sonra tekrar içeri girer. Müftü ters ters bakar:
---- Ulan ben sana cehennem ol git demedim mi?
---- Ben de cehenneme kadar gittim, yolda zebaniler git müftiyle birlikte gelin diye beni katmadı, ben de sizi almaya geldim der.
4- 4- İMAM YANILMAZ
Hocamızın mahallemizde imam olduğu yıllarda bir akşam vakti, hocanın imamlığında akşam namazının farzını kılıyorduk. Bir ara arka taraftan birisi, hocanın yanıldığını belli etmek için, yüksek sisle “SübhanAllah C.c” dedi.
Hoca tam ikinci rekata doğruluyordu. Gayet şaşkın başını arkaya çevirdi:
---- Ne var len diye kızgınlıkla bağırdı. Yine cemaatten birisi:
---- Bir şey yok hocam devam et dedi.
Hoca hiç bir şey olmamış gibi namaza devam etti ve namazı bitirdi. Namazdan sonra yanılma secdesini bile yapmadı.
5- 5- SOBA MUSKASI
Hocaya bir gün bir kadın gelir ve sobasına yanması için muska yazmasını ister. Hoca hiç bozuntuya vermeden bir muska yazar.
Daha sonra anlattığına göre muskayı şöyle yazar:
Önüne kuru arkasına yaş
Ortasına yağlısından bir talaş
Yan Ayşa’nın sobası yan
Tesadüf eseri olarak kadının sobası o günden sonra gürül gürül yanmaya başlar, hocaya da soba muskası yazdırmak isteyenler çoğalır.
ÇAMLI HOCA

FIRIN KEBABI SEVMEK

Çamlı Hoca ile Matematik öğretmeni Lütfi Ulus, birgün işleri için Ankara” ya giderler o gün işlerini , bitiremeyince bir otelde aynı odada uyanır, Lütfi Ulus”u dürterek :
- Kalk len Lütfi karnım acıktı. Seninle çıkalım şöyle bir buçuk fırın kebabı yiyip
gelelim.
Gözlerini ovuşturarak uyanan Lütfi Ulus :
- Ama Çamlı hoca, burası Ankara , hem fırın kebabı bulunmaz, bulunsa da gecenin bu saatinde açık yer olmaz.
Çamlı Hoca bunu duyunca tepesi atar :
- Mesela dedik len, gubuz .
der ve başına yorganı çeker başlar horlamaya. Uykusu kaçan Lütfi Ulus sabahı matematiksel hesapları ezberlemekle geçirir.

PAZAR ALIŞVERİŞİ

Çamlı Hoca ; elinde sepetle pazara gitmek üzere evinden çıkar. Sokağın başında komşusu Süleyman efendi ile karşılaşır. Süleyman Efendi
- Çamlı hoca nereye gidiyorsun, neler alacaksın bakalım ?
Çamlı Hoca komşusunun bu münasebetsiz davranışına bozulur. Ve yanıt verir :
- Pazara alış- verişe gidiyordum , biraz şöyle öte bete, gıvır zıvır, langır, lungur van vun alacağımda.

ÖKÇE

Çamlı , hoca birgün yolda yürürken ayakkabısının ökçesi çıkar. Ayağını sürüyerek tanış bir dükkana kapağı atar. Dükkan sahibi Çamlı Hoca’yı karşısında görünce sevinerek :
- Oooo. Hocam , hangi rüzgar attı seni böyle , şöyle otur bakalım, ne içersin çay mı , kahve mi ?
Çamlı hoca’ nın aklı ökçe’ de kalmıştır. Ökçeyi eline alarak :
- Sen çayı, kahveyi boşver de bana bir ayakkabı ökçesi tamiri ısmarlarsan daha makbule geçer , der.



BAHÇE DE DERS


Çamlı Hoca, öğretmenlik yaptığı sıralarda hava günlük güneşlik olursa dershanede ders yaptırmayı hiç sevmezdi. Böyle bir gün, derse girer girmez , çocuklara sorar:
- Çocuklar bugün dersi dışarıda mı yapalım içerde mi ? Doğal olarak öğrenciler her defasında aynı yanıtı verirlerdi :
- Dışarıda yapalım hocam, dışarıda.
Çamlı Hoca , bunu çevresindeki dostlarına anlatırken “ Çocukların istediği biçimde ders yaptırmak gerekir” diye yorumlardı.



KLORUN FORMÜLÜ

Çamlıbel hoca ; İvriz İlköğretmen okulunda okurken , bir gün kimya hocası tahtaya kaldırır ve bir gram klorun formülün yazmasını söyler. Çamlıbel hoca, epeyce düşünür ve işin içinden çıkamayacağını anlayınca yanıtı yapıştırır :
- Avrupa tonlarla klorla uğraşırken, ben 1 gram klorla uğraşamam, der ve yerine oturur.


[b]
[/b]
 
  x 1
çevrimdışı yukari asagi
07-02-2009 10:16 ÖÖ RE: Karaman 70
Kullanıcı Avatarı

peri
IslamGulleri Tutkunu


Mesaj Sayısı: 3656
Katılım Tarihi: 05.12.08
Konum: İsTanBuL-SaMsUn
İletisi: İleti yazılmamış
Teşekkür edenler:
x 208

Teşekkür ettikleri:
x 33

Ruh Hali/Durumu:
Seçilmemiş



Uyarı seviyesi 0
karaman güzel ve tarihi bir şehire benziyor ve bildiğim kadarıyla koyunu ile meşhur .. doğru bildim mi abi..Güleryüz
 
çevrimdışı yukari asagi
07-02-2009 03:28 ÖS RE: Karaman 70
Kullanıcı Avatarı

Muhtazaf
IslamGulleri Üye


Mesaj Sayısı: 152
Katılım Tarihi: 06.12.08
Konum: YA ALLAH
Yaş : 52
İletisi: İleti yazılmamış
Teşekkür edenler:
x 19

Teşekkür ettikleri:
x 84

Ruh Hali/Durumu:
Seçilmemiş



Uyarı seviyesi 0
Evet Koyunu ile meshur kardesim Alkis


 
çevrimdışı yukari asagi
07-02-2009 07:36 ÖS RE: Karaman 70
Kullanıcı Avatarı

akinn
IslamGulleri Yeni Üye


Mesaj Sayısı: 74
Katılım Tarihi: 15.12.08
Yaş : 40
İletisi: İleti yazılmamış
Teşekkür edenler:
x 8

Teşekkür ettikleri:
x 5

Ruh Hali/Durumu:
Seçilmemiş



Uyarı seviyesi 0
Karaman moğollar'ı durduran Anadolu' nun Türkce konuşmasını sağlıyan tarihihi bir şehir olduğu için tanıtımınız için teşekkürler .
 
çevrimdışı yukari asagi
11-02-2009 02:59 ÖÖ RE: Karaman 70 | Düzenleyen takva 11-02-2009 03:02 ÖÖ
Kullanıcı Avatarı

takva
IslamGulleri Samimi Üye


Mesaj Sayısı: 1476
Katılım Tarihi: 05.12.08
İletisi: İleti yazılmamış
Teşekkür edenler:
x 210

Teşekkür ettikleri:
x 1929

Ruh Hali/Durumu:
Seçilmemiş



Uyarı seviyesi 0
okuyamadım geniş bir zamanda okumaya çalışırım İnş.

elinize sağlık bizi bu konuda bizleri bigilendirdiğiniz içinTesekkürler Allah C.c razi olsun
 
çevrimdışı yukari asagi
03-12-2009 11:17 ÖS RE: Karaman 70
Kullanıcı Avatarı

Muhtazaf
IslamGulleri Üye


Mesaj Sayısı: 152
Katılım Tarihi: 06.12.08
Konum: YA ALLAH
Yaş : 52
İletisi: İleti yazılmamış
Teşekkür edenler:
x 19

Teşekkür ettikleri:
x 84

Ruh Hali/Durumu:
Seçilmemiş



Uyarı seviyesi 0
A R A B A Ş I


NAME-İ ARABAŞI
Ali İNCE
SEVGİLİ KARAMANLILAR Adımın içindeki araba bakıp ta Arabistan’dan gelmiş sanmayın. Ben sizin soğuk kış gecelerinize sıcak bir hava getiren arabaşıyım. Nedense yazın pek hatırlanmam. Kışın her gece bir evde konaklarım. Sağ olsun insanlar beni çok iyi ağırlıyorlar. Duydum ki adımı daha da meşhur etmek için Karamanlı gençler beni ta Ankara’ya kadar taşıyacaklarmış. Onlara yük olmamak için kendim kalkıp geleceğim.
Şimdiki halimi sorup sual edecek olursanız söyleyim: Geçenlerde garip bir olayla karşılaştım. Yine konakladığım evlerin birinde yakından tanıdığım biri tencereye su doldurdu.Mangalı iyice ateşledi. Biraz tuz atıp kaynattı. Birde baktım tencerenin içine azar azar un atıp oklava ile karıştırmaya başladı… Derken bulamaç gibi bir şey oldu.Götürdü siniye devirdi. Dışarı çıkardı… Donuyorum, donuyorum diyen sesler duymaya başladım.
Neyse o donadursun, tavada yağ.. Aman.. Cazır cazır eriyor. Eridi sonra onunda içine un atıp iyice kavurdu. Kıpkırmızı oldu. O kırmızı şeyi götürüp başka bir tencerede su ile çorba gibi yaptı. İçine haşlanmış, didilmiş tavuk eti, tuz, bol kırmızı biber attı. Yaktı altını. Kaynadı, kaynadı.. Çorba oldu çorbaaa! Hani benimde ağzımın suyu akmadı değil.
O ne? İnsan sesleri…
Dışarıda soğuktan dişleri takırdayan siniyi ortaya getirdiler. Ortasını oyup çorba tasını koydular. Görseniz tasa kaşığın biri girip biri çıkıyor. İçtiler, içtiler… Hamur bitti, çorba… O zaman anladım ki insanlar beni ne hallere sokuyorlar.
O günden beri kışın gelmesini dört gözle bekler dururum. Hele Karamanlıları bir arada görmeyi nasıl arzu ediyorum. Dedim ya gençlerinize yük olmamak için çizmeyi çekip kar, kış demeden geleceğim.
Mektubumun sonunda sizden ufacık bir iki ricam var. Beni orada içip bitirdikten sonra unutmayacaksınız bir. Her davetinize beni de çağırmayı unutmayın iki… İstermisiniz senede bir gün hep beraber olalım üç.
Burada mektubuma değil satırlarına son verirken büyüklere iştah, küçüklere sabır temenni ederim. Gelecek yıla kadar cevabınızı beklerim. Hoşça Kalın.

ARABAŞININ ENSTRÜMANLARI
Arif SUCU
Sini : Saf ( ! ) Bakırdan yapılmıştır. Yuvarlak olduğundan herkes en ortadaki çorbaya eşit uzaklıktadır. Böylece içiciler birbirini kazıklayamaz. Öğütülmüş buğdaydan yapılan bulamacı dondurmada kullanılır. Her şeyin naylonu çıktığından beri, sini de bu yeni akıma uymuştur. Şimdi de en iyisi Karaman’da Hacı Mansur’da bulunur. Ödemeli istenebilir.
Tas : Hepimizin bildiği tas gibidir. Bu da bakırdır. Fakat kalaycı Mustafa’ya 10 papel toslayarak kızaran yüzünü ağartmanız lazımdır. Sininin ortasındaki hamur oyuğu sabit yeridir. Çok derin olduğundan kaşığı balıklama atlatıp, karabatak yüzdürmelisiniz. Kaşığa takılan etlere aldırmayın. O sizin acemiliğinizi gösterir. Zira hamurunuz muhakkak düşmüştür. Bu yüzden dostlarınız gelecek sefere sizin evde toplanacaktır üzülmeyin.
Tahta Kaşık : Çok iptidaidir. Ağaçtan hususi olarak imal edilir. Demirden olan meslektaşlarına çok bozulur. Etçildir, tastaki ete dayanamaz, mıknatıs gibi çeker. Onun bu huyu, içine hamur koymakla önlenir. Pek kullanışlı değildir. Ancak arabaşı içerken ve Konyalı oynarken fayda sağlar. Kullanırken yutmamaya dikkat etmelidir.


A K H O C A
Esat UYUR
Allah C.c rahmet eylesin… Size bahsedeceğim hoca bizim mahallenin imamıydı. Biz ona Ak Hoca derdik. Gerçekten bembeyaz, neşeli ve çok kurnazdı. Karaman’da Ak Hocasız arabaşı alemi düşünülemezdi. Şu aşağıya yazacağım bir iki fıkra O’nu size daha iyi tanıtacak.
İlk imamlığı Karaman’ın Davgandos köyünde idi. Bu köyde altı ay imamlık yapmış, bir gece yarısı köyü terk edip Karaman’a geldiğinde “Neye geldin?” sorusuna “Altı ayda ancak iki kişi öldü, ondan da beş lira aldım. Bu köyde adam az ölüyor” demiş.
Yine kış aylarından biriydi. Şakadan hocaya takılmıştım. “Hocam, siz bir oturuşta üç sini arabaşıyla bir tencere çorbayı içiyormuşsunuz.”
“Ehh evlat, sen yaparsın biz de deneriz” dedi
Evet… Hocaya söz vermiştim. Bir hafta sonra başta Ak Hoca olmak üzere komşuları da arabaşı içmeye çağırdım. Sinileri ortaya koyduk. Hoca koluyla ceketinin arkasından bir kepçe, sağ cebinden büyük bir kaşık çıkardı, biz pür dikkat hocaya bakıyoruz. Bir elinde kepçeyle hamuru kaldırırken, öteki ile de çorbayı hamurun arkasından yuvarlıyordu. On beş dakika da birinci sini bitti, ikinci siniyi koyduğumuz zaman Hoca kemerini bir delik gevşetti, tekrar başladı. İkinci sini de suyunu çekti. Hoca kemerini bir delik daha gevşetip beni ve arkadaşımı yanına çağırdı, bize dedi ki: “Beni iki koltuğumdan tutun. Yukarı kaldırıp aşağı salacaksınız.” Bunun ne demek olduğu sorulduğunda “Midede hafif bir yerleştirme yaptık” dedi. Bu sırada Hoca çoktan üçüncü siniye başlamıştı bile. Aynı neşe ve canlılık içinde o da bitmişti. Hoca ufaktan bir dua yapıp meclise son verirken bana dönerek “Evlat, bugün yine iştahsız tarafıma geldi, ucuz kurtuldun.” Bu sözü hala kulaklarımda çınlar. Bugün ne kadar arabaşı günü yapılırsa yapılsın herkes Ak Hocanın hatırasını yadeder


E Y Ü P H O C A
Recep BOZKIR
Karaman’da kış günlerinin geleneksel adetlerinden biride sıra tertiplemek ve davetlilere Arabaşı ikram etmektir.
İşte soğuk bir kış gününde sıra mahalline doğru gitmekte olan Ahmet efendi zamanın meşhur Arabaşı içicilerinden Eyüp hoca ile karşılaşır selamlaşırlar.
- Hayrola erenler, akşam akşam nereye böyle?
- Hoca! Tam senin aradığın bir yere gidiyorum, iyi bir ziyafet var. Fakat seni alırlar mı bilmem.
- Erenler sen telaşlanma katarlarsa girerim.
- O halde buyur hoca gidelim.
Hoca da Ahmet efendi ile birlikte içeri girer. Davetliler tura oynamaktadırlar. Hocanın karnı açtır. Ahmet efendiye durumu anlatır. Ahmet efendi ev sahibinden hoca için yiyecek ister. Ev sahibi elinde dokuz mayalı ve bir topak peynir getirir. Ahmet efendi mangal üzerinde ağır ağır ev sahibinin getirmiş olduğu ekmekleri ısıtırken bir yandan da sıkma sıkmaktadır. Eyüp hoca, bu sıkmaları Ahmet efendiye dinlenme fırsatı vermeden birbiri ardı sıra yemeğe başlayınca Ahmet efendi muziplik olsun diye yanında bulunan sabunu da peynire karıştırır.
Saatler hayli ilerlemiştir. Nihayet ortasında büyükçe çorba tası bulunan Arabaşı sinisi gelir. Hoca onceden yemiş olduğu dokuz ekmeğe rağmen neşeli bir şekilde kaşığın bir buçuk misli olan hamuru kaşık üstüne koyup yarım tarafı suya değer değmez bir şekilde çorba tasına batırır. Sonra büyük bir afiyetle mideye indirirken, davetliler, Hocanın almasıyla öttürerek mideye yollaması bir olan arabaşı içişini seyre dalarlar. Herkes bir miktar yer, doyan çekilir, Hoca ise hala oturur. Fakat biraz sonra tepside hamur, tasta çorba kalmadığı için o da gönülsüzce çekilir.
Gece yarısı eve dönerken, Hoca sık sık yıkıntılara uğramayı ihmal etmez. Ahmet efendi şaka diye yaptığı bir hatadan telaşlanarak, bir kahve ikram etmek üzere hocayı evine davet eder. Kahveler içildikten sonra hocayı evinde kalmaya zorlar. Hoca “Zaten mideme bir şeyler oluyor, öyleyse kalayım” der. Ahmet efendi, sabahleyin hocaya geceyi nasıl geçirdiğini sorunca hoca “Sorma be birader sabaha kadar mideyi boşaltmak için ayak yoluna taşındım” der.Ahmet efendi akşam yaptığı şakayı gülerek anlatır. Eyüp hoca müstehzi kafasını sallar “Tevekkele erenler, sıkmayı yerken ağzım köpükleni köpükleniveriyordu”
 
çevrimdışı yukari asagi
03-12-2009 11:18 ÖS RE: Karaman 70
Kullanıcı Avatarı

Muhtazaf
IslamGulleri Üye


Mesaj Sayısı: 152
Katılım Tarihi: 06.12.08
Konum: YA ALLAH
Yaş : 52
İletisi: İleti yazılmamış
Teşekkür edenler:
x 19

Teşekkür ettikleri:
x 84

Ruh Hali/Durumu:
Seçilmemiş



Uyarı seviyesi 0
Hepinize Tesekkürler Allah C.c razi olsun
 
çevrimdışı yukari asagi
15-01-2010 04:45 ÖS RE: Karaman 70
Kullanıcı Avatarı

Muhtazaf
IslamGulleri Üye


Mesaj Sayısı: 152
Katılım Tarihi: 06.12.08
Konum: YA ALLAH
Yaş : 52
İletisi: İleti yazılmamış
Teşekkür edenler:
x 19

Teşekkür ettikleri:
x 84

Ruh Hali/Durumu:
Seçilmemiş



Uyarı seviyesi 0


 
  x 1
çevrimdışı yukari asagi
16-01-2010 12:37 ÖÖ RE: Karaman 70
Kullanıcı Avatarı

cano
Yönetici


Mesaj Sayısı: 1782
Katılım Tarihi: 05.12.08
Konum: Malatya/Kayseri
İletisi: letinizi yazn..
Teşekkür edenler:
x 179

Teşekkür ettikleri:
x 126

Ruh Hali/Durumu:

buyaz karamana gidecem Allah C.c nasip ederse Gülümse
ozaman görcem Gülümse
 
  x 1
çevrimdışı yukari asagi
14-06-2010 12:59 ÖÖ RE: Karaman 70
Kullanıcı Avatarı

Muhtazaf
IslamGulleri Üye


Mesaj Sayısı: 152
Katılım Tarihi: 06.12.08
Konum: YA ALLAH
Yaş : 52
İletisi: İleti yazılmamış
Teşekkür edenler:
x 19

Teşekkür ettikleri:
x 84

Ruh Hali/Durumu:
Seçilmemiş



Uyarı seviyesi 0
insaAllah C.c kardesim hayirli olur. Mevlananin annesinide ziyaret etmeyi unutma.



imaret camii

 
çevrimdışı yukari asagi
Atlanilacak Forum:
Bu Başlığı Paylaş
URL:
BB Kodu:
HTML: